Bahçedeki Gül

12 05 2008

Bahçeye bir gülfidanı almıştım, rengi kırmızı, bir acayipti bu fidan insanın içinde ki bazı duyguları dürtüyordu. Satıcı bana “neden bu dedi, bunu pek fazla isteyen olmaz. Bunu genellikle yalnızlık duyan insanlar alır. Galiba sende yalnızsın.
Bu sözler tüglerimi kaldırmıştı, neydi bu şakamıydı. Satıcı yüzümdeki korkuyu anlamıştı;
—bak evlat bu gülün adı yalnız goncadır güller arasında en narinidir.
—neden yalnız gonca?
Bu gül gonca adlı bir kızın hikâyesini anlatır.
Beni heyecanlandırmıştı bu hikâye ve devam etmesini söyledim. Yaşlı adam “gonca adlı bir kız sevdiğini savaşta kaybedince bir fidan almış bahçesinde bakıyordu. Gonca bu güle o kadar değer veriyormuş ki ona yalnızlık ismini takmış. Gonca savaşta ölen sevgilisine kederlene kederlene verem olmuş, tam üç sene bu gülün başından ayrılmamış
Ve sevgisini onunla soldurmuş, en sonunda bir gün gülün solduğunu görmüş buna dayanamamış ve oraya çökmüş. Annesi başucuna geldiğinde gonca ses vermiyormuş. Yani evlat gonca ölmüş.
Etkileyici bir hikaye Gerçek mi,
“bilmem bana dedem anlatmıştı.
Sonunda bu gülfidanını almaya karar verdim. Gülfidanını alıp bahçeme diktim, bahçenin en güzel yerinde duruyordu.
Satıcı gitmeden önce eğer onu sevdiğin gibi seversen kaderin olur demişti. Bir gül ve kader… Her sabah saat 7 de gülü suluyor ve işe gidiyordum. Böyle üç sene geçirmiştim. Satıcı haklıydı o artık benim kaderimdi, sevdiğime duyduğum özlem ve aşk bu fidana da vardı. Güzel bir güldü, ilk Filiz verdiğinde çok sevinmiştim. Sanki o benim büyüttüğüm bir aşktı. satıcı her güle baktığında onu hatırlarsan o seni düşünüyordur  ve fidan bir gül verirse bil ki evlenmiştir. Gülün yanında tomurcuk açarsa bu seferde onun bir çocuğu olmuştur.
Yaklaşık iki sene sonra bir gül vermişti işte bu filizlenme onun işaretiydi, evleniyordur diye düşündüm. Gülün yanından ayrılıp eve girdim, sabaha kadar umutsuz bir şekilde bunu düşündüm, inanmak istemiyordum ama satıcının dedi gide aklımdan çıkmıyordu.
Bir hafta gülün yanına fazla uğramıyordum ama yinede o içimdeki tutku ona doğru götürüyordu. Yine ona bağlanmıştım. Zaman nasıl geçiyordu bu gülün başında anlamıyordum yaklaşık bir seneyi geçmişti ve gülfidanı tomurcuklaşmaya başlamıştı.
Bu seferde çocuğu olmuştur sözleri aklımı kurcaladı. Onu özlediğimi ve hala sevdiğimi anlıyordum, unutmak için uğraşmamak gerekti. Yıllar böyle birbirini izliyordu, havanın güzel olduğu bir gün dışarıya çıktım uzun zaman böyle gezmeler yapmıyordum. Sahil kenarında gördüklerim beni öldürmüştü, biri sarılıyordu sevdiğim kadına ve bir çocuk koşturuyordu anne diyerek. Gözyaşlarımı tutamadım ve eve gitmeye karar verdim. Artık sokağa da çıkmıyordum yaklaşık on yıl sonra bahçede gördüklerim beni şaşırtmıştı ve üzmüştü. Gül solmuş ve dalı kırılmıştı, kırılmıştım, kalbim sızlıyordu. Gözyaşlarımı tutamadım. İşte en çok yıkıldığım an buydu. Yoksa sevdiğim kadın ölmüş müydü, bu koca bir yalandı. Gülü yerden kaldırıp bir ağaca bağladım ama boynu büküktü, içim acıyordu gözümden bir yaş gülün yaprağına doğru süzülürken benden bir şeyleri kaybetmekten yorulmuştum kalbimde sızlıyordu ve gülün dibine yığılıp kaldım…




Olaylar

Bilgiler

Yorum gönder

Bu kodları kullanabilirsiniz : <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>