Körebe

8 05 2008

KÖREBE !

Gözler kapalıdır…

Gözler kapalı, ne yaptığınızdan habersizsinizdir.Nereye gidildiginden habersizsinizdir, Onun
yönlendirdigi şekilde ve onun istedigi halde.

Nedense göz bile bir kenarına itilmiştir.Görmek istemeyeceğiniz bir taraf söyleyinince
farkına vardığınız bir şey söylenmiş olur ama düşünmek istenilmeyen noktarala değinilir.Çünkü
rahatsız olucaksınızdır.

- Bu dünyada herşey güzeldir!

En kötü kâbuslarımızla yüz yüze geldiğimizde, …seçenekler bellidir:
Ya savaşırız ya da kaçarız. Korkularımıza karşı koymak için
gereken gücü toplamayı umarız.Ama bazen,kendimize rağmen,….kaçarız.
Peki ya kâbuslarımız peşimizi bırakmazsa? Nereye saklanabiliriz ki?

Atılır mıyız oyundan,benzemezsek onlara?Körebe oyunun da…

Kişilik çatışmalarından hiç kimse ne yaptığının farkında degil kendi dünyasını , beynini çözememişken
başkasını nasıl tamamlamayacaklar? Evet… hep şu anlatıcak bir çok şeyi olan kişilerdensiniz değil mi?
Körebe oyununa hoşgeldiniz!(Nasıl geldiniz ki ?)

Kendini göremeyen sen ! Nasıl yönlendirmek istersin , nasıl kullanmak istersin ?
Şu an düşüncelerini gözlerindeki büyümeleri , mimiklerini fizyolojini okuyabiliyorum
Tek kelime ile BEN’sin.Kimyandaki değişimlerini hissedebiliyorum.

Rakslar baÅŸlar..

Peki ya değiştirdiğin değiştirilmek istiyorsa? Bilerek katlanıyorsa…
Kendini nasıl hissediceksin..!? Tek kelime ile bencil.
Kendin için herşeyi istemiş olucaksın,Sevmek,..egolarını tatmin etmek,..sevişmek,..ilgi…
Herşey o kücük beyninde bitmiş olucak.

Değiştirdigin değiştirildiğini anlamıyorsa..
Anlamlar anlama anlam yükleyecek.Önüne sana tapan bir asalak çıkıcak.
Bununla yetinmeyip seni kullanıcak.
Kullanmak seni daraltcak.İç benliğin buna karşı cıkıcak.
Bölünüceksin,.. iyilik kötülük kavramı beliricek.
Bir anda birinden birisi konacak,..
Yürek var ise beyin ile ikileme giricek
Kendinle sorgulamaların başlayacak..Cevapsız bir çok sorular oluşucak
Cevaplar bulundugunda yeni soru ortaya cıkıcak yeni cevaplar çıkacak.
Dış etkenler seni gericek.Başkası kavramı tamamen biticek.
Medeniyet esiri olucak,Kendin ile Ben ,, Siz kavramını tetikleyecek.
Kilitleniceksin.

Ki hiç anlayamayacaksın bitecegini.
- Bu dünyada herşey güzeldir!



Gerçeğin

8 05 2008

Yarım kalmışlığın ortasında…

 Hiçbir şey kalmamıştır artık etrafında.

Savurduğun yaşamlarda yitirdiğin kalpler aklında.

Düşündün neden diyerek.

Düşündüğünü bilmek istemeden, sezdirmeden…

Kimdi buna zorlayan seni?

Her dönüp baktığında çevrilen yüzler,

Kaş altından söylenenler…

DoÄŸrumuydu hepsi?

Kimdi buna zorlayan… Kimdi…

Evet, biliyordun aslında…

Gerçeklerin ta kendisi olduğunu…

Gerçeğinin de sen olduğunu.

İnsan neden bile bile kendine zarar verir.

Acıyı bu kadar çok mu seviyoruz.

Yalnız… Yalnız kamayı bile seviyoruz biz…

Acısız nasıl yaparız ki…

Aynaya bakmalı.

Ama bakarken görmeli…

“Her şeye sebep sensin…

Evet…

Aynadaki sensin…

Sen yaptın bunları bana…

Tanır gibiyim seni.

Hayır… Hayır, tanımıyorum seni…

Ben böylesine acı şeyler yapan biriyle ne işim olur ki.

Neden yaptın bun bana.

Susmasana söyle hadi… Bakma bana öyle…

Biliyorum üzülmem yetecek sana…

İstediğini yapmayacağım.

Hayır, ağlamıyorum ben.

Üzülmüyorum da.

Gidenler üzülsün. Beni bırakanlar…

Gerçekleri göremeyenler…�

“Kimi kandırıyorsun ki sen.

Hadi dikkatli bak bana.

Ne görüyorsun?

Acımasız gözler,

Kaskatı olmuş bir kalp mi?

Hadi bil ben kimim?

Bak buldun galiba.

Evet, ben gerçeğinim.

Oradaki hep bendim, bense sen…�

Geriye dön yaptıklarını sırala şimdi.

Neler kalmış elinde?

Yitirdiklerin kazanmayı düşündüklerinden fazla dimi…

İşte! Her adımda düşünmeli insan.

Acaba bunların sonucu neler getirir bana diye…



Eskiden

8 05 2008

 

 

 

Hayat mıydı beni sevmeyen ben miydim yoksa hayatı sevmeyen…

Kalp çarpıntılarıyla büyüdüm. Küçükken büyüktüm.

Neden, nasıl, niye diyemeden geçti hayat önümden.

Her geçişte savurdu. Her savrulduğumda kalkmam zorlaştı.

Her kaktığımda savrulanları tekrar tekrar topladım.

Birleştirdim hepsini. İtinayla yerleştirdim yerlerine.

Kimseler bilmesin, görmesin istedim.

Açılmamalılardı bir daha.

Öyle yerlere saklamalıydım ki tekrar toplamamalıydım.

Öyle zormuş ki. Yeniden bunu anladım.

 

Ardımda kalanlara dönmek zor geliyor şimdilerde.

Acaba arkamda kalanlar düşünüyorlar mı benim düşündüklerimi?

Kelimelerin gücüne inanmalı. Önemsiz geliyor hep kelimler gelişi güzel döküldüğünde.

Dudakların arasından hoş geliyor söyleyene. İşiten düşünülmüyor. Küçücük bir özür cümlesi takip ediyor ardından. Her şey eskisi gibi olsun istiyor.

Kırılanları tamiri zor… Tamir olsa da eskisi gibi olması daha da zor…

 

______

  

Okudum da yazdıklarımı neden yazdığımı bilemedim, hatırlayamadım.

Öylesine cümleler işte. Belli…

Kimi kırar kimi mutlu eder bilmem ama çok da saçmalamamışım galiba…

 

Kalpteki kırıkları unutmak değil de, beklide tamiri olduğunu öğrendim. En azından ben artık kin duymuyorum kimseye. Derinlerde bir yerde saklamıyorum bunları. Tanıdık yüzler oldular. Alıştım galiba. Neye alışmıyoruz ki. Yaşamdaki her şey bizler için. İyi, doğru, güzel, çirkin her şey… 



Kalbimin Cani

8 05 2008

tubi

 Mevsimlerin en güzelinde sevdim ben seni.

Bir ilkbahar sabahı geldin bana.

Şaşkın, telaşlı ve mutluydun.

İçindeki gizem çekti beni sana.

Sanki çok uzaklardan benim için gelmiştin buralara.

Kim bilir ne rüzgârlarda savruldun.

Yüzündeki ifadende kayboldum öylece.

Ölene kadar bu şekilde kalabileceğimi hissettim bir an.

Ölüm bile ayırmasın bizi.

Hayatta var mıydı senin gibi böylesi…

Melekler kadar saf ve duru…

İçim acı bir an…

Sana dokunamamak, yakında olup sımsıkı sarılamamak…

Sen uzaktasın, bir o kadarda yakında…

Sıcacık bir duygusun kalbimin en can noktasında…

Bilmezdim böylesini…

İçimdeki kalp kanatlanıp uçtu.

Senin ellerinde hayat buldu.

Her bakışında biraz daha aktın içime.

Artık vazgeçemem senden ve sevgimden.

Her mevsim benimle ol…

Sadece ilkbahar da gelme bana.

Kelebekler gibi kısacık kalma yaşamımda…

Kucaklar dolusu sevgi getirdin bana…

Hadi benimkileri de al durma…

Bir acı var, taa şuramda…

Neden bilmiyorum. İçim acı bir an…

Yaşamımın sonu geldi galiba.

YaÅŸayamaz bu beden sen olmadan.

Son kez…

Bak bana o ışıldayan gözlerinle…

Neydi bizi ayıran bilmiyorum ama ayırırken beni götürdü yanında.

Kırların prensesi, kalbimin canı…

Elveda demeden git…

Yine gel bir dahaki mevsimde…

Canımın canına…



Isıgım, Umudum, Kalbinim Ben

8 05 2008

Kimlere yaşam ışığı oldum. Kimlere küçücük tebessümler ettirdim. Kimleri gözyaşlarına boğdum. Herkes bir anlam çıkardı olanlardan. Kimi kızdı, kimi şaşırdı, kimisi de sevinçten uçtu. 

Hayat hep bunlardan ibaretmiş. Hayat hep birşeyleri anlamlandırmakmış. Nefes alıp-vermekten daha değerliymiş bu anlam. Bu anlam içine birçok şey dâhilmiş. Ben bile bu anlamın küçücük bir parçasıymışım. Küçük ama hepsinden büyükmüşüm. Değerliymişim. Bu yaşamda değerli olanın önceliklerindenmişim. Sadece bir kelimeden ibaret değilmişim.

 

Kolay değilmiş bana sahip olmak. Gerçek anlamda. Hiç kimseye hiç birşeye ihtiyaç duymadan kaplarmışım bir insanın bedenini. En derinliklere iner oralarda mucizevî duyguları yaşatırmışım. Böylesi duygular, böylesine en uç noktalarda yaşatacak kadar önemliyim ben.

 

Kâh bir masa başında, kâh bir odanın küçük penceresinden sızarım… Gökyüzünün engin derinliğinde, yeryüzünün masmavi incisinde denizde bulursun beni… Küçücük bir çocuğun kalbinde, kocaman bir çift gözün en derinliklerindeyim ben…

 

Gülüşünde bile beni bulursun. Fark etmezsin sen ama ben hep oradaydım. Her baktığın yerdeydim. Her yerde benden bir tutam var. Okuduğun kitapta, içtiğin kahvede, izledin bir filmde… Kimselerin bilmesini istemediğin mabedindeyim. En gizli fırtınaların yaşadığın yerdeyim.

 

Aslında tek bir yerim var bu yaşamda. Bana anlam veren ise sensin. Olmam gereken yerde olduğu gibi kalmamı sağlayanda sen. Yaşamda hep senin kalbinde oldum ben. İlk zamanlar saf ve tertemizdim. Ardından vurgunlar yedim. Canım yandı, sen hiç fark etmedin. Hep kedini düşünerek yaşamaya başladın. Çevrende olanlara umursamıyordun belki ama kendi içindekileri de hiç önemsemiyordun. Beklide kördün. Duygu körü. “Canın yanar mı hiç senin� deme bana… Ben senle var oldum. Senle acı çeker, senle ölürüm.

 

Beni unutalı çok olmuş. Artık her şeyi aklınla yönetiyorsun. Kazandığını sanıyorsun. Kaybettiğinin farkına bile varmıyorsun. Farkında mısın, sen beni tanımıyorsun…

Tanıdığını sanmışsın bir zamanlar. Evvel zaman masallarında kalan… Kitaplarda okuduğun satırlarım artık. Beklide o bile değilim.

 

Beni bulmak için çaba harcamıyor artık insanlar. Rüyalarında gördükleri oluyor arada. Hayran kalıyorlar mucizeme. Gerçekten beni ben sananlar ben olmadığımı anlıyorlar, hatırlayabildikleri kadar.

 

Ben karşılıksız, çıkarsız varım insanların içinde. Bende kötü düşünceler olmaz. Arkadan vurmaz kimseyi silahım. Benim mermilerim kalbe isabet eder her zaman. Nedensiz girerim o kalbe. Hiç can yakmam ben. Girdiğim kalbe hayat veririm.  Oraya yaşam katarım. Kimsesizleri oynarım ama ben her şeyim. Beni kaybetmediğin sürece de en iyi dostun olurum. Sırdaşın, sevgilin, yüreğin olurum. Ben sen olurum…

 

Sevgisini yitirmeye namak kalmış yaşamda en değerli varlığınıza armağan olsun…



Psikolojik 1

25 04 2008

Konustugumuz kisi, çevre ya da yazdigimiz yazinin türüne göre degisir içtenligimiz.Kimi kişi ya da çevrelerle konusurken daha sınırlı tutarız içtenlik ölçüsünü.Kimi durumlarda bu sınırı alabildigine genisletiriz.Bir inceleme yazısında,bir arastırma yazısında çok çok ölçülüdür içtenlik ilkesi.Ama bir söyleside,bir mizah öyküsünde olabildigince içtenlik vardir.Bu konuda en önemli sey de içtenlik sululugu birbirine karistirmamaktadir.