Gerçeğin

8 05 2008

Yarım kalmışlığın ortasında…

 Hiçbir şey kalmamıştır artık etrafında.

Savurduğun yaşamlarda yitirdiğin kalpler aklında.

Düşündün neden diyerek.

Düşündüğünü bilmek istemeden, sezdirmeden…

Kimdi buna zorlayan seni?

Her dönüp baktığında çevrilen yüzler,

Kaş altından söylenenler…

DoÄŸrumuydu hepsi?

Kimdi buna zorlayan… Kimdi…

Evet, biliyordun aslında…

Gerçeklerin ta kendisi olduğunu…

Gerçeğinin de sen olduğunu.

İnsan neden bile bile kendine zarar verir.

Acıyı bu kadar çok mu seviyoruz.

Yalnız… Yalnız kamayı bile seviyoruz biz…

Acısız nasıl yaparız ki…

Aynaya bakmalı.

Ama bakarken görmeli…

“Her şeye sebep sensin…

Evet…

Aynadaki sensin…

Sen yaptın bunları bana…

Tanır gibiyim seni.

Hayır… Hayır, tanımıyorum seni…

Ben böylesine acı şeyler yapan biriyle ne işim olur ki.

Neden yaptın bun bana.

Susmasana söyle hadi… Bakma bana öyle…

Biliyorum üzülmem yetecek sana…

İstediğini yapmayacağım.

Hayır, ağlamıyorum ben.

Üzülmüyorum da.

Gidenler üzülsün. Beni bırakanlar…

Gerçekleri göremeyenler…�

“Kimi kandırıyorsun ki sen.

Hadi dikkatli bak bana.

Ne görüyorsun?

Acımasız gözler,

Kaskatı olmuş bir kalp mi?

Hadi bil ben kimim?

Bak buldun galiba.

Evet, ben gerçeğinim.

Oradaki hep bendim, bense sen…�

Geriye dön yaptıklarını sırala şimdi.

Neler kalmış elinde?

Yitirdiklerin kazanmayı düşündüklerinden fazla dimi…

İşte! Her adımda düşünmeli insan.

Acaba bunların sonucu neler getirir bana diye…