Köyüm

4 05 2008

Karşıdan bakıldığında, terkedilmiş gibi göründü gözüme. İçim sızladı. Öyle güzel anılarla doluydu oysa. Çocukluğumuz, nasılda dolu dolu geçmişti. İlkokula giderken köyü bir uçtan diğer uca yürümek.Arkadaşlarla, kardeşlerle güle oynaya koca yolu bir solukta bitirmek.Hele bayramlarda kurulan salıncaklarda,bağıra çağıra türküler söylemek.Şimdi çocuklarıma anlatırken seni gözlerimin içinin parlaması.Sınıfımda öğrencilerime anlatıyorum köyümü.Kapatın gözlerinizi, sizi şimdi bir köye götürüyorum diyorum.Bu kocaman şehirden kocaman bir otobüse doluyoruz.Şarkılar. türküler söyleyerek uzun yolu bitiriyoruz. Anayoldan ayrılınca iki tarafı gür ağaçlarla kaplı köy yolunda ilerliyoruz. Birkaç köy geçip köyün kapısı gibi görünen yüksek kayalıklarla kaplı yerden köye giriyoruz. Köyün içinden boydan boya ırmak geçiyor. Köy ırmağın bir tarafına kurulmuş. Karşı tarafı çam, meşe ve pelit ağaçlarıyla kaplanmış. Mis gibi havayı içimize çekiyoruz. Bizi güler yüzlü köylüler karşılıyor. Fırınlar yakılıyor.Haşhaşlı çörekler pişiriliyor.Yayıklardan tere yağlar çıkarılıp ekmeklere sürülüyor.Çevre gezisine çıkılıyor Köydeki un fabrikaları geziliyor. Ve gözlerinizi açın şimdi diyorum .İtiraz ediyorlar.Ayrılmak istemiyorlar. Aynı benim gibi.Gönlüm hep sende kalıyor sevgili köyüm.



Kücük Naneli Sekerler

4 05 2008

İleride ne olmak istiyorsunuz? Avukat, mühendis, doktor… Peki ya sonra? Diyelim ki istediğiniz mesleğe kavuştunuz. Sonra mutlu bir aile, çocuğunuz içim iyi bir gelecek ve daha birçok şey.
İnsanlar hep bir amaç için yaşıyorlar. Bir amaca ulaştıklarında yenisi başlıyor. Kısacası insan geleceğini düşünmeden edemiyor. Ya geçmişimiz?
Annem bana sürekli büyüklerini anlatır. Annem için, geçmişimi öğrenmem, geleceğimi planlamak kadar önemlidir.
Bana en çok amcasını anlatır. Amcası, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşına katılmış. Savaşı nasıl kazandıklarını anlatırmış. Bir de madalyası var.
Annemin amcasını hiç görmedim. Babasını da hiç görmedim. Ama inanır mısınız? Anneannemin babasını gördüm. Öldüğünde on iki yaşındaydım. Öyle çok severdim ki onu.
Bembeyaz saçları ve yumuşacık sakallarıyla her zaman yüzü gülerdi. Onu ne zaman görsem o tombul ellerini eski yeleğinin cebine sokar ve bana küçük naneli şekerlerden verirdi. Onun yanında olmak, kucağına oturup, kahramanlık hikâyelerini dinlemek bana huzur veriyordu. Ama şaşırmadan da edemiyordum bu kadar uzun yaşadığına…
Bu yüzden, eskileri öğrenmek güzeldir. Geçmişi öğrenmek, yaşanan olaylara şaşırmak, beni her zaman mutlu eder. İleride ben de dedelerimi, amcalarımı, teyzelerimi çocuklarıma anlatacağım. Ve büyük dedemin o gülen yüzünü asla unutmayacağım.
Eski model yeleğinin, köstekli saat cebinden çıkardığı o güzelim küçük naneli şekerleri de…