Sevmek
19 06 2008Sevmek seni seviyorum demek değil….. Seni seviyorum derken titremektir.
Kategori : KategorilenmemiÅŸ
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam� demeyeceksin.
Demeyeceksin iÅŸte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim� diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…

Adam fark etti. A uzun uzun baktı. Kadın fark etti. K gülümsedi. A yaklaştı. K reddetti. A teklif etti. K kabul etti. A konuştu, K konuştu, A konuştu, K konuştu. İçtiler. Konuştular. İçtiler. A dokundu. K güldü. Dans ettiler. Çıktılar. Yaptılar. A ayrıldı. K uyudu.
A aradı. A aradı. A aradı. A yalvardı. K reddetti. A aradı. A yazdı. A ziyaret etti. A aradı, aradı, aradı, aradı. K bildirdi. A geldi, bağırdı, yemin etti, ayrıldı. A tezgâh kurdu. A bekledi. A ziyaret etti. K bağır ayazdı. A üsteledi. K reddetti. A elini attı. K bağırdı. A tokat attı. K kaçtı, kapıyı kilitledi, aradı, bekledi. A paniğe kapıldı. A kaçtı, saklandı, beceremedi.
K suçladı. A yadsıdı. K tanımladı. A yadsıdı. K kazandı, A kaybetti. Yaşlandılar. K evlendi, çocuk yaptı, ana oldu, kederlendi, boşandı. A kolladı, bekledi, yüreği nasır bağladı. Uğraştı. Sigara içti. Tezgâh kurdu. Tezgâh kurdu. Kaçtı. Ortadan kayboldu.
Yaşadılar. K serpildi, A silikleşti. A gezdi, K seyahat etti. Karşılaştılar.
A oturdu, K oturdu, görmezlikten geldiler. A fark etti. K fark etti. A gözlerini belertti. K silkindi. K uyardı, A yatıştırdı. K anımsattı, A kabul etti. K gözdağı verdi, A söz verdi. K düşündü. K oturdu. K sordu. A anlattı. A sordu. K anlattı. A sigara içti. K sigara içti. A özür diledi. K ağladı. A açıkladı. A yalvardı. A yakardı. K düşündü, karar verdi, reddetti. A ayağa kalktı. A ellerini bitiştirdi. A terledi. A tükürdü. K irkildi, benzi attı.
A durdu. A iki büklüm oldu. A çöktü. K ayağa kalktı. K acıdı. K terk etti.
Yaşadılar. Unuttular. Öldüler.
Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz en heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit. Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve aşığın bütün biyografisi, bu “ilk bakışın öncesi ve sonrası�ndan ibarettir. Kalpte ateşin yükselmesi, aklın ve sabrın ateşe düşmesi o ilk bakış ile başlar. Kılıcın kınından sıyrılması yahut okun yaydan fırlamasıdır bu. Sevgilinin yüzü kınında bir kılıç yahut sadakta bir yay gibidir; bakış onu kınından ve sadağından çıkarır.
Sevgili’nin yüzümü; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır.
Aşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtap.
Göz… Savaşı başlatan haberci.
Bakış… Elde olmayan kader; ilahi kaza.
Ve aşk… Kalp ile göz arasındaki kutlu bir hadise.
Çok sonraları kalp göze diyecektir ki, “Ben bu onulmaz derde iten sensin. Safayı sen sürdün, acıyı ben çektim. Nimet senin, zahmet benim oldu. Sen sevinirken, kaygılanan ben oldum. Bakışlarını arttırdıkça sen, dertlerimi çoğalttın benim. Zafere eren sen, hezimete uğrayan ben. Sen emirlere itaat edilen hükümdar oldun, ben senin peşinde koşan tebaan. Sen emir ben esir. Sonra devam eder:
- Ey göz! Sen ikisin ben birim. İki kişinin bir ferde saldırıp onu öldürmesi zulüm değil de nedir?… Şimdi ağla o halde; etiğin zulmün cezasını çek bakalım.
Göz buna karşılık ayet-i kerime ile cevap verir: “Gerçek şu ki; gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur� (Hacc 46)
Göz görünce bir kez geriye ne kalır?

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.
bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her ÅŸeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir ÅŸiir istersin
“içinde benzetmeler olan�
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok
uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine
sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır
sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aÅŸk sorgusunda ÅŸahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır
bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar
verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz
sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
Allah’a inanmaktır

Zamanlar fazlaydı paylaşmak için
Bir bakış yeterdi anlatmaya
Anlamaya yeterdi bir tek kelime
Alışmak sevmekten daha beterdi
Ve zamansız gelen yarınsız bir sevgi
Bi gün bi yerde ansızın biterdi
Biterdi hiç bitmeyecek sandığımız sevdalar
Çekip giderdi anılar,
Fotoğraflar yakardı kendi kendini;
Simsiyah, duman duman…
Artık, artık hiçbir vazoya sığmazdı ayrılığın çiçekleri
Sevişen geceler çekip giderdi
Susardı şarkılar, çalmazdı kemanlar
Şiirler yazmazdı bu kırık hikayeyi
Bu sevda bi gün bi yerde ansızın biterdi
Biliyorum; biterdi, biterdi…
Oysa ne kadar güzel başlamıştı herşey
İlk buluşmaların heyecanı, yetmeyen zamanlar
Kararan akşamlarla gelen ayrılma faslı
Eve uydurduÄŸumuz yalanlar
Gözlerime dalıp dalıp gitmelerin
Salaş bir çay bahçesinde iki demli çay
Ve ucu ucuna eklediÄŸimiz sigaralar;
Sevdamız gibi içimize çektiğimiz.
Bitmesin diye hayallerimiz
Hep o şarkıyı dinlemelerimiz.
Yine elimde resimlerimiz
Yarın hepsi acı tatlı anılar olacak hayatın ırmağında
Gidiyorum…
Sevdim seni, çok sevdim, hep böyle kalıcam
Senin mutluluğuna uzaktan bakıcam
Ayrılmalıyız artık, gitmeliyim bu yerden
Saadet diliyorum, saadet diliyorum sana beyaz güllerden.
Gidiyorum…
Gözüm arkada kalsada güçlüyüm
Güçlüyüm ayakta duracak kadar
Yarınlara bakacak, yeni sevdalara doğacak,
Ve bu aşkı vuracak kadar
Ben bu aşkı vuracak kadar güçlüyüm…
YaÄŸmur yaÄŸmakta
Sen bilmezsin
Yağmurları severim ben.
En çokta yaz yağmurunda ıslanmayı
Hani ahmak ıslatan derler ya
Ahmak saymam hiç kendimi.
Atarım kendimi yağmurun koynuna
Bedenim ıslanır
Ruhum yıkanır doyasıya
YaÄŸmurla gelsen diyorum
Yıldız yıldız yağsan saçlarıma
Nefes olsan toprağıma
Kokuna hasret bu yürek
Kokunu çeksem nefes olsan dolsan içime
Güneşim olsan doğsan gözlerime
Bayram çocuğu olsam sevinçle baksam
Sevgiyi yakalasam gözlerinde
Biliyorum gelmeyeceksin
Oysa ben kaç kez geldim
Yağmur bulutlarıyla gönül kapına
Yağmadım yağamadım bildim de
İçime akıttım damlalarımı
YaÄŸmurla gelsen diyorum ya
Biliyorum gelmeyeceÄŸini
Yazıyorum yine de
Çocukken sonbahar yağmurunda
Camın buğusuna yazı yazardım
Annem kızardı camlar kirlenir diye.
Ben aldırmaz yazar silerdim.
Sana yazmak, suya yazmak gibi
Şimdi anam görse yine kızar
Bu defa farklı kızar bu sana yazmalarıma.
Dedim ya suya yazı yazmak gibi.
Kötü bir alışkanlığım var benim
Sende kızıyor musun anam gibi? .
Bilmiyorum?
Bak hala yazıyorum
Yüreğimde bir çocuk
Demek ki büyümemiş hala…
Son Yorumlar